Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AFIFE JALE

AÇIKLAMA RAPORU 41475/102 Victor Hugo,’Odes et Ballades’(Odlar ve Baladlar) adlı kitabının başında iki alıntıya yer verir; Bunlardan ilki: F.DeLa Manais’ten ‘Sesimi yükseltmeme ve yüzyılımı yargılamaya çağıran bir şeyler kavrıyor beni’ İkincisi ise: ’Dinleyin;yürekten bir şeyler söyleyeceğim size’ Hafız’dan. Victor Hugo şüphesiz,yapıtlarıyla sözleriyle,hayatın içinde varlığını zamansız kılacak eserler yarattı, sıcaklık ve kardeşlik destanıyla,fikrindeki özgünlük ve özgürlükle çağının içine ,ötesinde, yeni anlamlar kattı. ‘ Tiyatro,halkın en yüce okulu.‘ Tiyatro,tüm devinimleriyle,türevleriyle,Yunan tragedyalarından bu günlere; anlatılan hikayelerin; dramanın özünde deneyimlenen, katarsis (arınma) ile anagnorisisi (bilince varma) 2500 yıldır-belki de daha uzun-insan ruhunun derinliklerine ulaştırıp,düşünceleri  açmaya devam ediyor. Tiyatro yapıtı çağının derin gereksinimlerini karşılamalı,yanıtlamalı diyor Hugo ;  ’ …öyle ki varsılla yoksul,mutluyla mutsuz,k...

THE LAST GOODBYE -BRVTVS

the last goodbye- BRVTVS https://www.nowness.com/category/music/pilotpriest-the-last-goodbye-brvtvs

Deniz misin, liman mı?

Döke saça geldim yaşadıklarımı Koydum bavuluma herşeyi Dolaplara.. .... Yüzün yüzüme yürüyor Ve büyüyor Bulut olup gözlerin Sesiyle kayboluyor Tenin gri Kök boyası. ... biz ise; ne liman ne deniz yelkeni rüzgara verdik, doldur, hadi gidiyoruz..

Mahihlapinatapai

Resim
Mahihlapinatapai A look shared by two people each wishing that the other would initiate something that they both desire but which neighter wants to begin. https://www.youtube.com/watch?v=sFrNsSnk8GM https://en.wikipedia.org/wiki/Mamihlapinatapai

MONTAIGNE

 Nisi purgatum est pectus, quae prelia nobis  Atque pericula tonc ingratis insinuandum?  Quantae conscindunt hominem cuppedinis acres  Sollicitum curae, quantique perinde timores?  Quidve superbia spurcita, ac petulantia, quantas Efficiunt clades?  Quid luxus desidiesque? (Lucretius)  İçi arınmamışsa, neler bekler insanı,  Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna!  Tutkuları içinde ne kemirici kaygılar.  Ne korkular içinde kıvranır insan!  Ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet,  Öfke, gevşeklik ve tembellik!  Kötülüğümüz içimizde bizim; içimizse kurtulamıyor kendi kendisinden.  In culpa est animus qui se non efiugit unquam. (Horatius)  Ruhun derdi içinde ve kaçamaz kendi kendinden.  İnsanın, olanak varsa karısı, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı, ama mutluluğunu yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkanın arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek özgürlüğ...

sakin ol evladım.

YAT UYU KALK DÜŞÜNDE DÜŞÜN DÜŞÜN DE DÜŞÜN DURMADAN DURMA DA... YAT UYU KALK DURMADAN SIRALA SIRADAN SIRLARI. YAT KALK UYU KALK YAT UYU.

Hercules

Yavaş yavaş ilerliyoruz Hercules'e doğru Dönerek.. Herşey yer değiştiriyor,ve; Zaman sen oldukça var.. Bir bütün olmak bedenle. Hafiflemek,yok olmak içinde. Aklın,ruhun,bedenin Tüm dişlilerin ve sen, Bütün bu hiyerarşik çemberler Minik atomlar gibi birbirine teğet Hergün.. Her bekleyiş bir kabulleniş Ve sabretmek.. Akan suyu izlemek Görmenin ötesine geçmek Gerçeğin farkında Her anın ayırdında , Olmak.

Sami Baydar

Siyah beyaz bir adam Gözleri dalmış ışığı arar Karanlığında düşüncenin Boşluğunda savrulan kelimeleri Gözleriyle yakalayıp Yerli yerine koymaya çalışırken Birden Vazgeçen anlamsızlığında Seslerin seyrekleşen Silik hecelerde Buğulu camların Ardında. Kaybolup gündüşlerinde Yorgun uyanır Gözleri ağırlığında Gecenin Hafifliğinde.. Tel tel kıvılcımlar saçan Konuşurken Ya da Elektrik kesintili yağmurlu Günlerin Huzurlu sesi dudaklarında.. Sadeleştiriyorum dünyayı Ve dünya Ne ise Dönüşüyle güzel..

Lower 48

Yerinde olsam, Giderdim aynı sen gibi Uzaklara. Öyleki gecem gündüzün Rüyalar günümüz olurdu. İçimden sen geçerken, Uyurdun Içinden ben geçerek Sadece biraz daha huzur için Günü böler ikiye, Öyle yaşatırdık,ayrı ayrı Sebeplerimizi____ Abartıyor muyum yoksa? _________________ Aklım başıma gelir mi birgün? Ya da başıma bir akıl___ Soruyorum. Bırak-bırak-bırak diyor Haklı mı? Haklı galiba___

Aprior

İnsan denen varlık Algısıyla bir, Her yeni farkediş,bir buluş adeta.. Keşfetmek yeniden dünyayı. Hiçlik öyle bir olgu ki,bu dünyada Tüm bu arayışın özü,dehasında.. ... Vicdan,bir muhasebe cetveli. Her doğru,tek belki ama Binbir farklı düzlemde. Yok görüntüsü. Ya da belki bir nokta. ... Gözün yanılgısı Beyni yanıltamaz, Ki bilmek en yüce. ... Dil,kök,köken, sokak adları.. Latince ve ad koymak birşeye Varetmekle özdeş nerdeyse. ... Seçmek,yolunu değiştirmek, Yönünü bilmek Ve aslında herşey  Sadece varmak.. ... Gerçek ne? Hani nerede? ... İnsanların biyolojik olarak genleriyle aktarılan ve her dönemi,kültürü barındırdığı gibi ilk korkularını,bekleyişini,umutsuzluğunu içinde taşıyıp bir yandan da hep kendini içine soktuğu doğayla savaşımında,onu kavrayışı,çözmeye çalışması,onla bir olması,bütünleşmesi,döngüdeki rolünü kabullenmesi ve şuursuzca bunu yıllar yılı aktarılan binbir öğe ile taçlandırması. ...

Well, angels deserve to die darlin.

Resim
Her güne gülümseyerek başlamak isterdi o da elbet, perdeyi araladığında gördüğü karanlık ve birkaç saat daha uyku uyuma isteği ile savaşarak-bilindik yüzlerin lobideki hali ve tahmin edilemez soğuk.. İzole bir odada, penceresi açılmayan tavandan duvara kadar uzanan o camların ardında-sanki yüksekliğin sınırlarında durduğu gibi ince ipte cambazın, yürüdü o gün. Susarak.. Papyonlu, elinde eldiven ve yaka kartlarıyla kendini bekleyen o tanıdık yüzlere yine bakmadan geçerek ilerledi. Kısa bir gülümseme anlık, selamlama gerekliliğini yerine getirip kağıda bir şeyler karaladı. Buruşturmadan cebine koydu ve her günkünden daha farklı bir masaya oturdu. Elinde bilmediği bir telaş hissettiğinde üçüncü lokmasını alıyordu tabaktan. Bıraktı çatalı-bıçak elinde kaldı. ... Yolu yarıladığını neden sonra fark etti, arkasına baktı, rüzgar vardı saçları yüzüne yapıştı, dudakları kesildi soğuktan. Üşüdü. … Kapıdan geçtiğinde elinde bir el vardı.Yüzünü koruyordu rüzgara karşı yür...

Esansa davet

Eminönü Mısır Çarşısı'nın önünde beklerken tanıdık Çeşit çeşit anlar, heyecanlar sönük Saygılı ve kararsız Ve belki de -vazgeçiş bu- Yürüdük, Yadırgamamızı yadırgayarak Birbirimizi.. Tünele bindiğimizde ilk defa gibi baktım Yüzüne... Bakabildim mi? Bakmayı denedim uzun uzun Bu yüz, o gözler, öyle uzak öyle boş Yenisi olduğundan değil, Eskisi unutulduğundan.. Neruda'nın tarifi aşkın Mutsuzluğuyla bezenmiş yüzü Gülen kahkahaları, sanki terketmiş.. Orada, sadece, var. Deneysel sinema seyrinde huzursuz olduğu Her anı bilmek ve Bir şey yapmadan önce geçenler akıldan, Uzaklaştırdığı rahatsızlık ve dayanma gücü. Yanıltmadı sanki Bu kez yorgun ama, Güçlü, Yılgın ama, Kararlıydı. Artık geçmişim teninden.. Aklıma geldi, biyolojik saati. Kim bilebilir zaman, böyle telaşsızken... Gördüğümde gömüldüğüm-gömdüğüm- anılar Aslında kalan, kırıntısı gibi ceplerimden. Saçılanlar fezaya, karşımda boş bir bina İki yanındaki yoldaşları yıkık, o yalnız, tek ...

Bilmediğin yarına güven [ yeter ]

Düşüncelerimi yakalayamıyorum şuanda,hislerimi de Ne açlığımı,tokluğumu ve ne yapmak istediğimi de Belki kitap okusam,ya da dostlar dışarda Yanaşsam,uykuya dalsam belki.. Çıkar yol ne? Seçim zamanı. Kitap diyorum ,al götür beni. Uyku ardından,ama dışarısı hiç değil. Belki hep iç,dış yok Belki de.. Şimdilerde öyle bir arzuyla dolu değil ki Merak da yok. Öyle ya da böyle. Huzur istediğim güven. Yarına güven. ... Bugünlerde hislerim seyrekleşti sanki. Ya da rutinleşti bilemeyişlerim. İçimi dolduran aşkın herhali Bütünündeyken değil de Daha çok elimde yüzümde Bedenimdeki gözle konuşmak istiyorum. Şimdi olanlar ve olacaklar içinde Bir derin bekleyişin sabırsızlığı Ve birşeyler yapma gerekliliği devamlı sanki Çoğu böyle değil galiba ama Bu bende bir ihtiyaç dahası keyif Endişe,o yok, Hiç olmasın. Bir yüzeyden bahsedeyim biraz Kendi içinden çıkma gerekliliği Sanırım bundan sanki Esneklik gibi. Peki,film? Mekanlar Olsunlar Mesela,Ada? Socotra? Ah! ...

Gök yok yer yok

Bugün herkes sorguda Beyninde,kalbinde. Bir söz arıyor Hepsini ifade edecek Bir dokunuş sarıyor Gerçek mi diye. İzin verdiğin kadar, İstediğim kadar mı kaldı? Sana da bana da Ancak bu. Ve bu O kadar çok ki Heryeri kaplıyor Gök yok yer yok Sen varsın Ben varım, Gözlerin var Ellerin ver ,nefesin..