AFIFE JALE

AÇIKLAMA RAPORU 41475/102

Victor Hugo,’Odes et Ballades’(Odlar ve Baladlar) adlı kitabının başında iki alıntıya yer verir;
Bunlardan ilki: F.DeLa Manais’ten ‘Sesimi yükseltmeme ve yüzyılımı yargılamaya çağıran bir şeyler kavrıyor beni’
İkincisi ise:’Dinleyin;yürekten bir şeyler söyleyeceğim size’ Hafız’dan.
Victor Hugo şüphesiz,yapıtlarıyla sözleriyle,hayatın içinde varlığını zamansız kılacak eserler yarattı, sıcaklık ve kardeşlik destanıyla,fikrindeki özgünlük ve özgürlükle çağının içine ,ötesinde, yeni anlamlar kattı.
Tiyatro,halkın en yüce okulu.‘
Tiyatro,tüm devinimleriyle,türevleriyle,Yunan tragedyalarından bu günlere; anlatılan hikayelerin; dramanın özünde deneyimlenen, katarsis(arınma) ile anagnorisisi(bilince varma) 2500 yıldır-belki de daha uzun-insan ruhunun derinliklerine ulaştırıp,düşünceleri  açmaya devam ediyor.
Tiyatro yapıtı çağının derin gereksinimlerini karşılamalı,yanıtlamalı diyor Hugo’ …öyle ki varsılla yoksul,mutluyla mutsuz,köylü kentli,yerli yabancı ,herkes,her akşam ,ruhları kardeşlikle karışarak insan gücünün yarattığı başyapıtları değerlendirmek için bu dört duvar arasında buluşsunlar.Buradan ne çıkar,bilir misiniz?İyileşen bir halk yığını,dürüstleşen bir dünya!’
İşte Afife Jale’nin hayata dokunduğu an burada başlıyor.
Afife Jale’yi belki de en güzel duyarlılıklarında bulmak mümkün.Yaşamı öyle  zarif kırgınlıklar içinde geçiyor ki,sadece yapmak istediği,varlığını tanımlamak istediği hali ,‘namümkünlük!’ içinde kayboluyor.
Çağın zorundalıkları onu sahneden alıkoyuyor,yegane isteğine ulaşma çabası içindeyken hayatı narinleşiyor,kırılganlaşıyor,parçalanıyor.
Onun her şeye rağmen kararlılığı, kayboluşu ,belki başka kapılar açıyor ama yine de yitip gitmesine mani olamıyor, tam da Hugo’nun dediği gibi ’ Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız; ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın!’
O, aslında sadece yaşıyor..Belki bağıra çağıra bir meşale yakmıyor ama cılız bir mum gibi,ışığıyla karanlıkları öylesine aydınlatıyor..
Yaşamı içinde, girdapların içine sürüklenmiş de olsa, yarattığı etki öylesine büyük ki;yasaklar ile arzuları arasında sıkışıp kalıyor.
Onu  yüreğinde ölümsüzleştiren  Selahattin Pınar, varlığını her namede tekrar perçinleyecek şarkılarla kulağımıza fısıldıyor.
http://www.afife.org/afife-odul-heykelciligi-yarismasi/default.aspx
"Müzik, söylenemeyen ve hakkında sessiz kalmanın imkansız olduğu şeyleri ifade eder."
‘Şarkılar seni söyler..huysuz ve tatlı kadın.’
ve işte bu özdirayetli iki merhumun ortaklığı..
‘Hayat, felaket, yalnızlık, yüzüstü bırakılmışlık, yoksulluk kendine göre kahramanları olan savaş alanlarıdır.’
Perepetia zamanı.
‘Dünyada en çok istediğim ve bana yaşamı gerçekten sevdiren iki şey var; aşk ve özgürlük. Aşk uğruna gerekirse, yaşamımdan vazgeçerim. Özgürlük uğruna ise aşkımı da feda ederim.’
Afife Jale’nin  kısa denebilecek hayatıyla yaktığı sönmez aydınlığın ışığında ,öncesi,bu günleri,Hugo’dan Brecht’e dimağımızda fırtınaları söndüren,hayatımıza katılan;bizi başkalaştıran,uyandıran,sesiyle,bakışıyla,edasıyla,sözüyle zamanı yeniden vareden ‘ ayna‘ olan tiyatro.
Sahnede,ellerinde ,onun anısına tutacakları bir ayna.
Ayna.Sır.
Şimdiye kadar vardıklarıyla,anlamlandırdıkları yollarında;onun hatırasında kendilerini bulacaklar,tekrar karşılaşacaklar,kırıklarından yansıyan aydınlık ışığın farkında,yollarını,yolumuzu aydınlatacaklar,aslında işte o zaman sahnede birlikte parıldayacaklar..
‘Bir konsantre ayna, bir koru ışığa, ışığı alevlere dönüştürür.’  Hugo
Hikayenin başkalaşması işte burada başlıyor.
O’nun anısına heykel yapmak demek; hatırlamak,anlamak,varlığına bir mum yakmak,kendine ayna olmak , o ışığı yansıtmak demek.
 Heykeli her gördüklerinde ,hayatlarına devam etmek, değerini koruyacak, çağını arındıracak,yüzleştirecek ,bilince uyandıracak  işler üretmek için motivasyon bulmak demek olacak.
Ortak paylaştıkları bir bütün,bütünü oluşturan ellerindeki parçalar.
’tiyatro sahnesi’ nde yine birleşecekler.
Evlerinde ,çalışma alanlarında bambaşka bir ortaklıkları daha olacak;mathe olarak heykel.
Onunla kurdukları bağ üzerine de düşünmek gerek ..
Kurgulanan yol;aslında tüm bu parçaları tamlar nitelikte.Bir bütünün parçalanması gibi.Majörden minöre, herşeyin düzenden düzensizliğe akması,bir bütünü bölümlemek ve ondan yeni anlamlar yaratmak.
‘O’nun sadeleştirdiği hayatı,işte burada belirginleşiyor.
Bu anlam ,ancak masif bir forma dönüşüyor.Bir bütünün parçalarıyla oluşmuş yeni bir bütün.Kütlesiyle güçlü ama kırılgan varlığı keskin,belirgin.
Malzemesi kalıcı,sırlı,yansıtıcı.
Formu; yanan bir mum gibi figüratif bedeninde,sarınmış kendine,aynalarıyla ışığı kırıyor, yansıtıyor.Katı yüzeyi böylelikle derinleşiyor,akışkanlaşıyor,hayata karışıyor.Ellerinde ‘O’na dair birer mum, anısına,parlayan ışık ve kendi suretlerinde beliren yüzlerce yüz ile yüzleşmek .


Bu blogdaki popüler yayınlar

Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine Hayatın Didiklenmemiş Yanlarına Dair

Işık kaynağı aşağıdan gelirse mekan genişler

dünyadan çıkış yolları