Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Paralel Evrende Bir Hazin Anın - Haziranın Sonu

Onu gördüğünde aklındaki tüm günün  sabırsız bekleyişini bir kenara bırakmıştı sanki.Geldğini biliyordu ama aklından bir hafif rüzgar gibi gelip geçmesine,saçlarının arasındanki o narin serinliğin bıraktığı hüzne de alışmaya çalışıyordu. -O değil mi? dedi yanındaki. Birkaç saattir aklında ona yer bırakmamak için harale gürele okuduğu,beslendiği her küçük nimeti cümlelere dökmeye çalışırken kaçındığı 'o' ,varlığı bir kuytuya aklının selinden çıkıp geliyordu.Tutunmaya çalıştığı kayaya bir akıntı sanki,sürekli kendine çeken ve o düşünceye düşmeme uğruna yarattığı tüm yan anlamlar ,kavramlar aleminde zaten düşe kalka yürüdüğü yetmezmiş gibi,yamacına,kıyısına vuruyor,sürüklenirken içine çekiyor,koynuna takılıyor,tüm uğraşlarını yerle bir ediyordu. Beklediği an umduğundan çabuk geldğinden midir nedir_bilemedi_elleri masadaki cüzdanına gidip kavradığı o anlık telaşı;yerini sakinliğe bürünmüş kabule bıraktı. -Bırak,gitsin. dedi Ne hissettiğini duyumsamadan,ne yapmalı diye düşünüyo...

Işık kaynağı aşağıdan gelirse mekan genişler

Düşü'dün^-düklerimi bıraktığım gibi bazen, Hislerimi de bırakıyorum. İçimdekinin ne anladığını anlamadan davranıp Bedenim Sonra olduğum'beni' sorguluyorum. En çok da Gizli özne var ya hani I,I,I derken Kendi kendimi farkedince Zorlanıyorum. Yazım düşüncemden farklı işliyor Gözlerim ayrı, içimdeki sevgi sonsuzluğu ve gücü kendinden, Bazen Sanki Aslında Hiçbirşeye değer biçemezmiş gibi Davranıyor. Şimdi farkedince Sevgi duygularım kadınlara ve adamlara , bir başka mesafede bırakıyor beni. İçimde olduğunda, ya da kokusunda nefesinde İşler hep değişiyor Bir ucu açıklık kendimde, boncuk halleri.. Ne olacak, o perde, o maske mi yalın.. Bütün bu farkındalıklar. ----------------------------------- Geceler uzadığında hayat hafifleşiyor may- 2015 june -2016 -------------------- Sanki güzelliğinde tüketiyor hayat bir şeyleri Çürütüyor mu ne! Elimden tutanın sıcaklığıyla ısınırken Bu kaygıyı üretmek niye? Korku mu? Nasıl olabilir? ...

Bir bir bak

Tenden ayrı düşmek olsa gerek Bedeni har vurup Hissetmeden Yürek, kafa ve beden.. Hani giden hani giden. ... Yaprağın akışı köküne doğru, Suya açılan yokuşu. Topla rüzgarları damla damla; Taşı içine akıt, duru suyu. .. Gölgen çözüldü Bak. Süren doluyor İnat Yarının içine gizlediğin hani Yok mu? Hazır. İsli tavan Ağzındaki kuru tada Bildiğin sözlerin içinden Bak.

üçüncü

Sanıyorum o gün üçüncü günüydü kapıdan çıkışımın.Elimde büyükçe bir kutu dizimde sargılar,alnımdaki şişlik ve popomun kenarındaki morluk ile ben yine hep beraberdik. Sanıyorum saat neredeyse üç olacağı sırada aklımın derinliğinden bir fısıltı duydum.'Kit taro yongana da, jabuni matsu!' Bu sesle biran için irkildiğimi hatırlıyorum.Elimdeki kutuyu yere bırakıp tokası düşen sargımı açıldığı yerden yakalamaya eğildim.Rahat edemediğimden olsa gerek diğer dizimi de yere koymuştum.Ayakkabımın bağcığı da öbür ayakkabımın altından beri beni çekiştiriyordu. 'Zendeyo yongana do..!' Bu karışık şive aklımı da karıştırmıştı.Japonların vurgusuyla Kore dili gibi ama yine de Rus aksanlı garip bir Fransızce algısı kulağımı tırmalıyordu.'Bu ses ne olabilir?'dedim içimden. Üçüncü parmağımın üzerinde bulunan kırık tırnağımın kalan parçası bana dönerek, kızgınca,'Tapporo kuttana yo,dingiru zumasu tatko!' dedi. Sustum,başımı önüme eğdim.Haklıydı.Bunu pek düşünmemiştim.A...