üçüncü
Sanıyorum o gün üçüncü günüydü kapıdan çıkışımın.Elimde büyükçe bir kutu dizimde sargılar,alnımdaki şişlik ve popomun kenarındaki morluk ile ben yine hep beraberdik. Sanıyorum saat neredeyse üç olacağı sırada aklımın derinliğinden bir fısıltı duydum.'Kit taro yongana da, jabuni matsu!' Bu sesle biran için irkildiğimi hatırlıyorum.Elimdeki kutuyu yere bırakıp tokası düşen sargımı açıldığı yerden yakalamaya eğildim.Rahat edemediğimden olsa gerek diğer dizimi de yere koymuştum.Ayakkabımın bağcığı da öbür ayakkabımın altından beri beni çekiştiriyordu. 'Zendeyo yongana do..!' Bu karışık şive aklımı da karıştırmıştı.Japonların vurgusuyla Kore dili gibi ama yine de Rus aksanlı garip bir Fransızce algısı kulağımı tırmalıyordu.'Bu ses ne olabilir?'dedim içimden. Üçüncü parmağımın üzerinde bulunan kırık tırnağımın kalan parçası bana dönerek, kızgınca,'Tapporo kuttana yo,dingiru zumasu tatko!' dedi. Sustum,başımı önüme eğdim.Haklıydı.Bunu pek düşünmemiştim.A...