Kayıtlar

Mayıs, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yazgı

Ebedi saçlarım uzuyor zamana Seslerim çarpıyor Sözlere Duyduğum Zahir. ipince örgüsü​. Sırma düğüm Tadı tuhaf,buruk Ağzımın içinde eriyor hayat Bak! Sitemin bıktı ... Ah- beni ağlatıyor hey-hay-hat Kırıyor döküklerimi Icime batıyor Kadehime doluyor Yagmurun sesi. Sus! Başladı yine kuşlar Akşam seyri Gözlerim buğday Ateşim üşüyor ... Kendine uzak geçmişin Türlü hallere bürün Hadi! Al çıkar ört üstünü Pullarla bezeli bedenin Kıymeti yok mu sebebin Duy! Yankılansın Pür-i pak Neşe Bulayım bulayım bulayım

Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine Hayatın Didiklenmemiş Yanlarına Dair

Yaşamın sonuçları hesaplanmamıştır, hesaplanamaz da. Yıllar, günlerin asla bilmediği kadar çok şey öğretir insana. Bize eşlik eden kişiler, konuşurlar, gelip giderler, bir sürü şeyi tasarlayıp hayata geçirirler ve bütün bunlardan ortaya çıka çıka beklenmedik bir sonuç çıkar. Birey her zaman yanılır. Birçok şeyi tasarlamıştır birey, yardımcı olsunlar diye başka insanlara yaklaşmış, bazılarıyla ya da hepsiyle kavga etmiş, çok kereler de aptalca hatalar yapmıştır ve nihayet bir adım atılır; her şey bir miktar ilerlemiştir; ancak birey, her zaman yanılır. Bir açıdan yeni olan, ancak kendine söz verdiği şeye hiç de benzemeyen bir sonuçla başbaşa kalır. Ralph Waldo Emerson, Experience Hangisi hatalı? Hava durumu mu, yoksa takvimler mi? John Cage, A Year From Monday İnsanlar, bir şeyi yeterince gördüklerini düşünüp de önlerinde duran görüntü karesi değişmeden kalmaya devam edince ve daha görecek şeyler varken tuhaf bir öfkeye kapılıyorlar. Wim Wenders, Time Sequences, Contin...