Paralel Evrende Bir Hazin Anın - Haziranın Sonu

Onu gördüğünde aklındaki tüm günün  sabırsız bekleyişini bir kenara bırakmıştı sanki.Geldğini biliyordu ama aklından bir hafif rüzgar gibi gelip geçmesine,saçlarının arasındanki o narin serinliğin bıraktığı hüzne de alışmaya çalışıyordu.
-O değil mi? dedi yanındaki.
Birkaç saattir aklında ona yer bırakmamak için harale gürele okuduğu,beslendiği her küçük nimeti cümlelere dökmeye çalışırken kaçındığı 'o' ,varlığı bir kuytuya aklının selinden çıkıp geliyordu.Tutunmaya çalıştığı kayaya bir akıntı sanki,sürekli kendine çeken ve o düşünceye düşmeme uğruna yarattığı tüm yan anlamlar ,kavramlar aleminde zaten düşe kalka yürüdüğü yetmezmiş gibi,yamacına,kıyısına vuruyor,sürüklenirken içine çekiyor,koynuna takılıyor,tüm uğraşlarını yerle bir ediyordu.
Beklediği an umduğundan çabuk geldğinden midir nedir_bilemedi_elleri masadaki cüzdanına gidip kavradığı o anlık telaşı;yerini sakinliğe bürünmüş kabule bıraktı.
-Bırak,gitsin. dedi
Ne hissettiğini duyumsamadan,ne yapmalı diye düşünüyordu.
Gidip arkasından ,daha önceleri kaç kere yaptığı gibi,kalkıp mutluluktan çepeçevre sarmalı mıydı?
Yüzüne bakmak nasıl olcaktı?
O sadece kendine güzel gelen bir o kadar da çocuksu sese,hello! mu diyecekti?
Durdu,geçsin istedi.
Gitsin madem,zaten gitti.
Gidiyor ve gidecekti-dedi içindeki-vazgeçirdi.
Telefon çaldı.Çbucak toparlanıp elinde avucuna sığmayan,içinde de kabını aşan bir kırgın kalple yürümeye koyuldu.
Gözleri sorar gibiyken arar gibi yapmadı.
Gelecekse gelecek ve veda edecekti.Ya da hiç ses etmeden yol verecekti.
Peşinden gider gibi olmaktan utandı az sonra ,ilk sokaktan içeri döndü.
Belki aklım alır bir dünyayla tanıştırır diye bir umut-o haletiruhiyenin içinden çıkma azabıyla Ali'nin atölyesine gitti,kapıda duraksadı.Geriye bakmak istedi,ya geçerse diye,Yan çevirdi başını,kapı açılmadı,bir hızla yürümeye koyuldu.Olanca düşüncesiyle sanki bir köşeden çıkıverecekmişcesine,o ilk tartıştıkları ahşap evli,eli böğüründelerin sokağına girdi.
O gün gözlerinin tuzuyla güneşin yaktığı o sonuçsuz,yapayalnız,uzak ve buruk anı hatırladı.
Belki de o gün konuşmuşlardı,bugünün geleceğini.
Öyle uzundu ki bekleyiş,unuttu.
Kalbindeki yerini azar azar,parça parça koparıp yere atacaktı ki geri dönerken yolu bulsun istedi.
Belki ona bıraksa içinden geçenleri,ürkecek,şaşıracaktı.Bu gözlerden bu sesleri duyduğuna inanamayacak,yüzünü kırpıştırıp gerçekliğe uyanacaktı.
Ama söylemedi
Sustu.
Sustular.
-Hadi gidelim. dedi biri.
Aslında,
Orada ayrıldılar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine Hayatın Didiklenmemiş Yanlarına Dair

Işık kaynağı aşağıdan gelirse mekan genişler

dünyadan çıkış yolları